30 Mayıs 2013 Perşembe

"Köylü, Patron Oldu" Yeni Asır - 30/05/2013

Koza Altın Madeni İşletmeleri'nde çalışmak üzere 7 köyden 102 üyenin bir araya gelmesiyle kurulan Ovacık Nakliye Hafriyat Madencilik A.Ş. törenle faaliyetine başladı. Koza Altın Madeni işletmeleri önünde düzenlenen toplantıya kooperatif üyeleri ve köylülerde katıldı. Genel Müdür Yardımcısı Cemalettin Çetin, Kozak yöresinde fıstık fabrikası, süt işleme tesisi ve gıda sektöründe yeni iş imkanları yaratıldığını söyledi. Çetin, "Hammaddeyi ve istihdamı yöreden sağlayan işletmelerimiz, Türkiye genelinde markalaşıyor. Yöremizin ekonomik kalkınmasına vesile olan bu işletmeler, Türkiye'de bilinirliğimizi artırıyor" dedi.

Sosyal kalkınma
Ovacık Nakliye Hafriyat Madencilik'in 3 Nisan 2013 tarihinde 102 üyeyle kuruluşunun gerçekleştiğini anlatan Koza Altın Madencilik Genel Müdür Yardımcısı Cemalettin Çetin, "Türkiye altın madenciliği sektörünün önemli bir yapı taşı olan Koza Altın İşletmeleri A.Ş. altın madeni sahasında dekapaj, nakliye, yol bakımı, cevher besleme çalışmalarını yapmak üzere yöre insanlarından oluşan bir şirket kurulmasını önerdi. Maden civarındaki 7 köyden 102 üyenin bir araya gelmesi ile kurulan Ovacık Nakliye Hafriyat Madencilik A.Ş. kuruluşunu tamamladı. Bugün resmen faaliyete başladı" diye konuştu. Koza Altın İşletmelerinin, altın madenciliği sektöründeki yatırımlarıyla yörenin, ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasını öncelikli hedef olarak belirlediklerini kaydeden Çetin, yörede yeni iş imkanları sağlayarak katma değer yaratmaya devam ettiklerini söyledi. Çetin, şu bilgileri verdi:
"Ovacık, Çamköy, Narlıca, Sağancı, Süleymanlı, Alacalar ve Pınarköy'deki vatandaşlardan oluşan 102 üyesiyle şirketimizin kuruluşu tamamlandı. Şirket bünyesinde ekskavatör, greyder, dozer, silindir, yükleyici, sulama tankeri ve kamyonlardan oluşan araç parkımız tamamı yöre halkından oluşan üyelerimiz ve 13 kişilik ekibimizle sağlanacak."

Havran'dan Ovacık'a
Koza Altın İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı Cemalettin Çetin, Koza'nın yeni iş imkanlarıyla da artı değer kattığını belirtti. Çetin, ""Havran altın madeni cevherinin Ovacık'a taşınması işlemi taşıma kooperatiflerine yaptırılarak, yöre insanlarının daha fazla kazanmalarına olanak yarattı. Yine Çukuralan altın madeni cevherinin de Ovacık sahasına taşınması gündeme geldiğinde benzer bir çalışma yapılmıştı. Çukuralan sahası etrafındaki Dikili köylerinin katıldığı Kozdere şirketlerinin kurulmasına vesile olundu. Nisan 2013'de başlayan Çalıktepe cevherinin Ovacık'a taşınması yine o yöre insanlarımız tarafından yapılıyor. Şimdi de Ovacık Nakliyat Hafriyat Madencilik A.Ş. ile ortaklığımız başlıyor. Yöremizdeki köylerimizden 120 üyenin dahil olduğu şirket; sahamızdaki dekapaj, nakliye, yol bakımı, tesise cevher besleme çalışmalarını yaparak üyelerine gelir sağlayacak. Yeni iş imkanlarına vesile olmak, insanlarımıza ek kazanç sağlayabilmekten mutluyuz" dedi.

Kaynak: http://www.yeniasir.com.tr/Ekonomi/2013/05/31/koylu-patron-oldu

7 Mayıs 2013 Salı

Çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kavgası

- Yaaa Melis nedir bu rezillik ya. Biz doğallıktan bahsediyoruz. Sen makyaj yapıyorsun?
- Aman Hakan o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.
- Güzellik mi? Sen buna güzellik mi diyorsun ya. Ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!
- Ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya Hakan.
- Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. Ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.
- Yaaa kızım bana anlatma tamammı. Daha dün inci kolye takıyordun. İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde.
- Futbol maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliliği görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.
- Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdeki izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. Onu geri dönüp ben almıştım yerden Melis !
- Suna bak arabayla dolaşıp madene hayır eylemlerine giderek çevreyi kirleten bendim sanki!
- Et-Mangal ziyafetine gidende sendin Melis hanım! Piknikte yeşilin altındakileri düşünmeden hoplayan,zıplayan…
- Yokk canım Boğazdan petrol geçirilmesini engellemek için boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kalanda sendin ona bakarsan...

16 Nisan 2013 Salı

Alternatif Madencilik

Sağlıklı yaşam için su su su diye her yerde duyduğumuz bildiğimiz inandığımız ve yaşam kaynağımızı gerektiği gibi kullanırsak problem yok. İçine girip nefes almayı denersek tabii ki bir balık kadar doğal olamayız.

Biz araştırmak için maden çıkartıyoruz. Bugün madenler olmasaydı kaç kişi dalış yapıp, milyonlarca çeşit deniz canlısını görebilecekti, kim bir kartalın uçuşunu kayda alabilecekti vs..

Her şey gerektiği yerde, gerektiği zaman ve gerektiği kadar kullanılmalıdır. Madenlerimize şimdi ihtiyacımız varken, neden dışarıya bağımlı olalım ki? Unumuz var, hamurumuz var, fırınımız var ama ekmeği dışarıdan alıyoruz. Artık bunun bilincinde olmalıyız. Artık araba üretmek için değil uçak üretmek için uzay gemisi üretmek için çabalamalıyız. Siyanür zararlıymış evet ama ateşte zararlı. Siyanürü içme, yanan sobaya dokunma! Yaklaşık 125 yıldan bu yana altın üretiminde kullanılan siyanürden dolayı hiç kimseye bir şey olmamışken, biz nasıl karşı çıkarız. Çıkartanlar siyanür, sülfürik asit vs.. yerine çörekotu yağı ya da badem yağı mı kullanıyor (gerçi badem de 297mg/ 100gr siyanür içerir ama neyse) ya da siyanürle, sülfürik asitle fabrikada maddende çalışanlara birşey olmuyor da bölge dışındakiler mi etkileniyor?


Şu an Türkiye’de işletilen altın madenleri, her ne kadar açılması engellenmeye çalışılsa da şimdi Avrupa’da örnek olarak gösterilen işletmeler oldu.

Dişimize yapılan dolgumuzda kullanılan nikelli karışımın yerine donmuş pekmez kullanılsa, doğalgazdan daha da doğal olan tezekler kullanılsa… Eminim yine de karşı çıkılacak bir şey bulunurdu.

Yani kısacası Madene alternatif yine Madendir.

28 Mart 2013 Perşembe

Maden Edebiyatı

Hayatımızın hemen hemen her şeyinde, her yerinde madenler olduğunu biliyoruz. Fakat bakmak ve görmek arasındaki fark algımızı düşürüyor.  Mesela A marka bir araba almak istiyorsunuz ve beyin ister istemez her yerde A marka arabayı aramaya ve ayırt etmeye çalışıyor. Bizler de madenler üzerine yoğunlaştığımız için madenleri her yerde ayırt edebiliyoruz.  Madenin hayatımızda nerelerde kullanıdığı konusunda da algıda seçicilikten yola çıkarak başka nerelerde madenlerin kullanıldığını ele aldık. Elbette ki edebiyat dersi değil amacımız ama o teşbih olmadan da anlatımlar ne kadar yavan kalıyor. Altın saçlı kahraman, çelik gibi yüreğiyle düşmanları yurttan kovarken, 276 kiloluk top mermisini sırtında taşıyan kömür gözlü Seyit onbaşı da tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Cümlesinde yeterince teşbih var ama eminim ki top mermisinin maden olduğu dikkatinizi çekmedi.

10. Yıl Marşı

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan
Türk'üz, Cumhuriyet'in göğsümüz Tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri

18 Mart Çanakkale Zaferimizin 98.yılında şehitlerimize Allah’tan rahmet dileriz.

13 Mart 2013 Çarşamba

Madene karşı olabilmek için ne kadar maden tüketmeliyiz?

Çev-Mad(Çevreci Madenciler) ne demek?

Hayatımızın başlangıcından itibaren ne kadar maden tükettiğimizi kesin olarak hesaplamak mümkün olmasa da, bir yerden başlamak lazım;
Doğum sırasında kullanılan araç gereçlerden, konulduğumuz küvezlere kadar herşey bir maden. İnsanoğlu daha doğarken madenle tanışıyor ki sonrasında kullanılanlar zaten gayet normal. Peki ya ilerleyen zamanlarda sağlık için kullanılan madenler.
Mesela geçen günlerde televizyonlarda sıkça rastladığımız kalp pilleri, tahmin edersiniz madenlerden üretilmektedir. Ayağımız kırıldığında takılan platini zaten söylemeye gerek yok.

Bu kadar hastahane muhabbetinden sonra sağlıklı yaşam için yaptıklarımıza bir bakalım;
Spor yapalım. Ama nerede? Spor salonunda mı? Orda zaten hemen hemen herşey madenden hatta sonrasında içtiğimiz maden suyu bileJ Futbol oynayalım ama kale direkleri, basketbolda potalar, teniste file direkleri, raket ….vs. orman yürüyüşü mü? Evet ormana giderken kullandığımız araba, yollar, güvenli sürüş için hayat kurtaran tabelalar ve yürüyüş parkurlarındaki piknik yapmak yasak tabelalarıda madenden :)

Birazda Müzik….
Acaba madenler olmasıydı müzik olur muydu? Ya da olsaydı nasıl dinlerdik? Tüm enstrümanlar ağaçlardan yapılsaydı? Sadece parküsyon ve bazı üflemeli çalgılar mı olurdu tüm enstrümanlar? Yani, Aşık Veysel’ler, Neşet Ertaş’lar, John Lennon'lar olmaz mıydı?

Sahil akşamlarının vazgeçilmez enstrümanı, bakır tellere sahip olan gitar olmadan tadı olur muydu :)

Belkide sanat için madenler çıkartılıyor?
Biz maden öğrencileri olarak bunların zaten farkındayız ve herkesin farkında olmasını istiyoruz. Aslında asıl mesele bakmak ve görmek arasındaki fark herhalde.

ÇEV-MAD’da budur zaten.