Sağlıklı yaşam için su su su diye her yerde duyduğumuz bildiğimiz inandığımız ve yaşam kaynağımızı gerektiği gibi kullanırsak problem yok. İçine girip nefes almayı denersek tabii ki bir balık kadar doğal olamayız.
Biz araştırmak için maden çıkartıyoruz. Bugün madenler olmasaydı kaç kişi dalış yapıp, milyonlarca çeşit deniz canlısını görebilecekti, kim bir kartalın uçuşunu kayda alabilecekti vs..
Her şey gerektiği yerde, gerektiği zaman ve gerektiği kadar kullanılmalıdır. Madenlerimize şimdi ihtiyacımız varken, neden dışarıya bağımlı olalım ki? Unumuz var, hamurumuz var, fırınımız var ama ekmeği dışarıdan alıyoruz. Artık bunun bilincinde olmalıyız. Artık araba üretmek için değil uçak üretmek için uzay gemisi üretmek için çabalamalıyız. Siyanür zararlıymış evet ama ateşte zararlı. Siyanürü içme, yanan sobaya dokunma! Yaklaşık 125 yıldan bu yana altın üretiminde kullanılan siyanürden dolayı hiç kimseye bir şey olmamışken, biz nasıl karşı çıkarız. Çıkartanlar siyanür, sülfürik asit vs.. yerine çörekotu yağı ya da badem yağı mı kullanıyor (gerçi badem de 297mg/ 100gr siyanür içerir ama neyse) ya da siyanürle, sülfürik asitle fabrikada maddende çalışanlara birşey olmuyor da bölge dışındakiler mi etkileniyor?
Şu an Türkiye’de işletilen altın madenleri, her ne kadar açılması engellenmeye çalışılsa da şimdi Avrupa’da örnek olarak gösterilen işletmeler oldu.
Dişimize yapılan dolgumuzda kullanılan nikelli karışımın yerine donmuş pekmez kullanılsa, doğalgazdan daha da doğal olan tezekler kullanılsa… Eminim yine de karşı çıkılacak bir şey bulunurdu.
Yani kısacası Madene alternatif yine Madendir.
Siyanürle Altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyanürle Altın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Nisan 2013 Salı
11 Aralık 2012 Salı
“Dağlar Seni Siyanürle Delerim"
Altın Madenleriyle ilgili haberlere bir göz atalım:
Dağın altını üstüne getirecekler.
Dağları siyanürle eritecekler.
Bir gram altın için bir ton toprağı kirletecekler.
Sadece gazetelerden konuyu takip eden bir kişinin gözünde şöyle bir manzara canlanır. Siyanür dolu dev tankerlere bağlı yangın söndürme hortumlarıyla dağlara siyanür sıkılıyor. Maalesef madencilik konusunda yeterince bilgi sahibi olmayan gazeteciler dolduruşa gelip bu manşetleri atabiliyor.
Bir kere siyanür maden çıkarılırken kullanılmıyor. İçinde altın cevheri olan kayaçlar kepçelerle çıkarılıyor. Sonra bu hafriyat izolasyonu olan havuzlara ya da kapalı tanklara alınıyor. 100 litre suya yaklaşık 3 litre siyanür ekleniyor ve bu sıvı karışımı yığının üzerine damla damla damlatılıyor.
Ayrıca sözüne ettiğimiz siyanür, binbir gece masallarında kötü kalpli kraliçenin insanı anında öldüren minik şişesindeki zehir gibi bir şey değil. Altın ile insanın ortak bir yönü var ki; o da siyanürün PH değeri 10’un altına düştüğünde altına da insana da zarar veriyor. Çünkü siyanür sıvı halden gaz haline geçiyor. Bu nedenle altın madencisi altını elde edebilmek için siyanürün PH değerini 10’un üstünde tutuyor. PH’ı 10’un üzerinde olan siyanür insana da zarar vermiyor.
Bir gram altın için bir ton toprağı kullanma iddiasına gelince. Bir kere maden toprakta olmaz kayalarda olur. İkincisi; evet bir ton kayadan bir gram altın çıkar. Ee, zaten altın bu yüzden değerlidir ya. Bir ton kayanın tümü altın olsaydı kimse dönüp yüzüne bakmazdı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

