28 Mart 2013 Perşembe

Maden Edebiyatı

Hayatımızın hemen hemen her şeyinde, her yerinde madenler olduğunu biliyoruz. Fakat bakmak ve görmek arasındaki fark algımızı düşürüyor.  Mesela A marka bir araba almak istiyorsunuz ve beyin ister istemez her yerde A marka arabayı aramaya ve ayırt etmeye çalışıyor. Bizler de madenler üzerine yoğunlaştığımız için madenleri her yerde ayırt edebiliyoruz.  Madenin hayatımızda nerelerde kullanıdığı konusunda da algıda seçicilikten yola çıkarak başka nerelerde madenlerin kullanıldığını ele aldık. Elbette ki edebiyat dersi değil amacımız ama o teşbih olmadan da anlatımlar ne kadar yavan kalıyor. Altın saçlı kahraman, çelik gibi yüreğiyle düşmanları yurttan kovarken, 276 kiloluk top mermisini sırtında taşıyan kömür gözlü Seyit onbaşı da tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Cümlesinde yeterince teşbih var ama eminim ki top mermisinin maden olduğu dikkatinizi çekmedi.

10. Yıl Marşı

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan;
Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan;
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan
Türk'üz, Cumhuriyet'in göğsümüz Tunç siperi,
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri

18 Mart Çanakkale Zaferimizin 98.yılında şehitlerimize Allah’tan rahmet dileriz.

13 Mart 2013 Çarşamba

Madene karşı olabilmek için ne kadar maden tüketmeliyiz?

Çev-Mad(Çevreci Madenciler) ne demek?

Hayatımızın başlangıcından itibaren ne kadar maden tükettiğimizi kesin olarak hesaplamak mümkün olmasa da, bir yerden başlamak lazım;
Doğum sırasında kullanılan araç gereçlerden, konulduğumuz küvezlere kadar herşey bir maden. İnsanoğlu daha doğarken madenle tanışıyor ki sonrasında kullanılanlar zaten gayet normal. Peki ya ilerleyen zamanlarda sağlık için kullanılan madenler.
Mesela geçen günlerde televizyonlarda sıkça rastladığımız kalp pilleri, tahmin edersiniz madenlerden üretilmektedir. Ayağımız kırıldığında takılan platini zaten söylemeye gerek yok.

Bu kadar hastahane muhabbetinden sonra sağlıklı yaşam için yaptıklarımıza bir bakalım;
Spor yapalım. Ama nerede? Spor salonunda mı? Orda zaten hemen hemen herşey madenden hatta sonrasında içtiğimiz maden suyu bileJ Futbol oynayalım ama kale direkleri, basketbolda potalar, teniste file direkleri, raket ….vs. orman yürüyüşü mü? Evet ormana giderken kullandığımız araba, yollar, güvenli sürüş için hayat kurtaran tabelalar ve yürüyüş parkurlarındaki piknik yapmak yasak tabelalarıda madenden :)

Birazda Müzik….
Acaba madenler olmasıydı müzik olur muydu? Ya da olsaydı nasıl dinlerdik? Tüm enstrümanlar ağaçlardan yapılsaydı? Sadece parküsyon ve bazı üflemeli çalgılar mı olurdu tüm enstrümanlar? Yani, Aşık Veysel’ler, Neşet Ertaş’lar, John Lennon'lar olmaz mıydı?

Sahil akşamlarının vazgeçilmez enstrümanı, bakır tellere sahip olan gitar olmadan tadı olur muydu :)

Belkide sanat için madenler çıkartılıyor?
Biz maden öğrencileri olarak bunların zaten farkındayız ve herkesin farkında olmasını istiyoruz. Aslında asıl mesele bakmak ve görmek arasındaki fark herhalde.

ÇEV-MAD’da budur zaten.

6 Mart 2013 Çarşamba

Ayın Maden Dostu - MHP Milletvekili Erkan Akçay

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifinde, maden ocaklarında yer üstünde çalışanlar için fiili hizmet zammı verilmesini düzenleyen kanun teklifini TBMM'ye sunan MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ı Maden Dostu ilan ediyoruz.

İlgili haber..

18 Şubat 2013 Pazartesi

Maden mi Çevre mi?

Madenciliği yıllarca kötü, karanlık, puslu, flu vs.. şekilde gerek filmlerde, gerek iş kazalarıyla beynimize kazımaya çalıştılar. Aslında bu kadar kötü imajı olan bir mesleği yapmak için mühendislik okuyan bizler mesleğimizin lekelenmemesi için oldukça hassasız. Bu bölümde okumasaydık belki bizler de gelecek nesilleri düşünüyor görünen, yeşil, masum imajımızla; arabamıza atlayıp, havaalanına gidip en güzel otellerde kalıp çevre konferanslarına katılır ve madenlerin hepsine karşı çıkardık. Bir de sponsor bulduysak ki, çevreciye kim sponsor olmaz. Bizler hayatımızın hiçbir evresinde madene ihtiyaç duymadık ki. Buna bu yazıyı kayaya yazarken kullandığımız çivi ve çekiç de dahil.

Madenin hayatımızdaki yerini sadece olmadığı zaman anlarız. 1 saatlik herhangi bir elektrik, su, internet kesintisinde bile hayatın durduğunu düşünüp tahammül edemiyorken, bunların bize daha hızlı, güvenli nasıl ulaştırılabileceği icin araştırmalar yapılıyorken, madene karşıyız demek biraz haksızlık olmuyor mu? Uzaya gidilip insanlık için büyük bir adım atılmasının arkasında, bu teknolojide kullanılan madenlerin hiç bir zaman görülmemesi bir ilizyon değil mi? Acaba nelerin içinde madenlerin olduğunu mu bilmiyoruz yoksa ilizyonu mu çok seviyoruz? Sadece teknolojide mi madenler var? Tabii ki HAYIR. Dişimizdeki dolgudan, bindiğimiz arabaya, tedavi olduğumuz aletlerden izlediğimiz televizyona kadar herşey  madenlerden yapılmaktadır. Bu yazıyı okurken sadece 15 saniye etrafımıza göz attığımızda bile madenlerin heryerde ve herşeyde olduğunu görürüz. Fark; bakmak ve görmek. Ama biz görmek istiyor muyuz yoksa efor sarf etmeyerek bakıyor muyuz kararı siz verin (hatta bu yazıyı okuduğumuz bilgisayarı, tableti veya telefonu, takdığımız takıları, saati dahil etmeyelim)

Herşeyin doğaya maliyeti olduğu gibi madenciliğin de belli bir maliyeti var tabii ki. Ama madenlerin hep kötü örnekleri ve rehabilite olmamış halleri gösterilirse bu anlayış hiç kimseye fayda sağlamaz. Sağlıklı bir yaşam için yürüyüş parkurları, rahatlamak için spa otelleri ve yazlık evlerimiz kulağa ne kadar hoş geliyor. Doğaya hiç bir maliyeti yok mu ki  bunların? Ormanların içine yürüyüş  parkurları açmak,  oteller ve yazlıkların yapımı için kesilen ağaclar, farkında olunmadan yaşamına son verilen canlılar..vs